Sayfayı Yazdır
İzmir’de diğerlerinden farklı bir Pazar sabahı…
19.09
2012

9 Eylül kurtuluşudur İzmir’imizin..”Türk ordusu tarafından 26 Ağustos 1922′de başlatılan Büyük Taarruz sonucunda Yunan ordusu dağıtılır ve 9 Eylül 1922 sabahı Ahmet Zeki (Soydemir) komutasındaki 2. Süvari Fırkası, ardından Mürsel(Bakü) komutasındaki 1. Süvari Fırkası birlikleri İzmir şehrine girer” diye yazar kaynaklar …Ve Şanlı Türk bayrağımız Hükûmet Konağı ve Kadifekale’ye çekilir. İşte böyle ilan edildi 9 Eylül, İzmir’ in Kurtuluş Bayramı olarak…Her sene coşkulu törenlerle kutlanır , biliriz ancak 5 Eylül Çarşamba gününe kadar bilmediğim; bir de koşu yarışı olduğuydu bu görkemli organizasyonun içinde…
 
Ben aslen uzun mesafe yüzücü ve artık bir triatlet olarak salt koşu olan bir organizasyonda iddialı olmam,olamam; ancak bu özel günde orada olmak ta öyle cazip geliyordu ki…Hep sevmişimdir çoşkulu kutlamaları, hele konu böyle bir konu ise…Koşmak için hızlıca kayıt işlemlerini halledeyim derken atletizm lisansı gerekliliğini öğrendim. İzmir’ de bu anlamlı günde bulunmak ve yarışa katılmak için duyduğum müthiş istek ve bunu başarmak arasındaki tek engel, olmayan atletizm lisansımdı..  Ama bir şeyi gönülden isteyince oluyormuş:) Anneciğim de böyle söyler  hep. Kendi kendimi bir kez daha huzurunuzda tebrik edeceğim:) muhteşem zamanlamam ve doğru planlamam ile İstanbul’ da bulunduğum son mesai günü olan Perşembe sabahı lisansımı elime almıştım. İşte tam burada mevcut triatlon lisansımı ve tüm evraklarımın tam olmasını referans alarak bana yarım saatte lisans veren Gençlik ve spor md.lüğü sicil ve tescil Taksim ofisine teşekkürlerimi iletmem gerekiyor…Kayıt süreci de başka bir maceraydı ancak o konuya girmeyeceğim şimdi:) Lisansım, kaydım tamamdı; istek ve heyecan yerli yerindeydi ve İzmir yolundaydım…
 
İşte o farklı Pazar sabahında, saat 07:00 de fuarın Basmane kapısından bizi alıp,  İnciraltı Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Enstitüsü olan başlangıç noktasına götürecek servislere binmek için 06:00 da kalktım. bir elin parmaklarını geçmiyordu servis kalkış noktasındaki müsabıkların sayısı başta..sonra onar onar geldiler buluşma noktasına , 10 dakikada 250 lere ulaştı sayımız Tanıdık değil yüzler, koşu camiası içindeyim belli, deplasmandayım yani Tanıdığa rastlamak mümkün değil diye düşünürken değerli abim Koşan Adam belirdi karşımda. Beraberinde “biz triatletiz” diye başlayan bir sohbet, önümüzdeki yarışlar, derece tahminleri:) işte spor müsabakalarının büyüsü bu. O esnada o kadar eşitiz ki , tek amaç var spor yapmak , kendini zorlamak… Başka hiç bir düşünce yok arkasında… Aynı amaç için bir araya gelmiş gönüllüler ya da bağımlılar; nasıl derseniz artık

Kabul etmek lazım ki bu organizasyonun asıl nedeni 90.yıl kutlamaları ve koşu bunun sadece bir parçası..Yine de insan biraz daha havalı bir şeyler bekliyor İzmir’den:) Otobüs garajı gibi bir alana bıraktıklarında etrafta organziasyona dair hiç bir belirti yoktu. Hatta bir ara yanlış yere bırakıldık hissi uyandı hepimizde:) Sonra koşuda giyilmesi mecburi t-shirt dağıtımı başladı. T-shirt sayısı bir sebeple yetmedi, gerginlik tırmandıkça tırmandı, sonra yatıştı.. İster istemez karşılaştırıyoruz diğer organizasyonlarla .. Ben genelde bulunduğum ortamdan memnun olan biriyim. Eleştiri dürtüm çok kuvvetli olmasına karşın kendi huzurum için mutlu olurum mevcut şartlarla, değiştirmeye kalkmak benim kudretimi aşıyorsa eğer..Neyse ki problemler uzamadı, uzatmadık, doğru yere bırakıldığımızdan emin olduk ve yükselen bir tansiyonla, başlangıç işaretini bekler olduk…
 
Ve start anı… ev sahibi koşucular belli etti kendini, ben de zevkle izledim onları..Biz komutanımla adım birliği yaptık, yaklaşık 9km/saat tempoyla temkinli bir şekilde başladık. Ne kadar oldu başlayalı diye ilk sorduğumda 20 dk geçmişti. Sonra parkur boyunca ellerinde bayraklarla organizasyona katkı sağlayan görevlilerden biri 5 km’ nin geride kaldığını söyledi, çok sevdim onu o an:). Yorulmadım ama hala temkinliydim ne olur ne olmaz diye uzun zamandır koşu antrenmanı yapmamış olmak tuttu beni biraz. Halbuki başlarken sevgili destekçim kendimi küçümsemememi , benden iyi bir derece beklediğini söylemişti defalarca:) Bitiş noktası olan Cumhuriyet Meydanı uzaktan yüksek binalarla anlaşılıyordu, İzmir i hiç bilmem ama şimdi sorsanız Cumhuriyet meydanını taaa nerelerden gösteririm Sadece oraya odaklandım. Yol boyunca arabaların akış istikametinin tersi yönünde bize ayrılan kulvardan, deniz kıyısı boyunca koştuk. Geçen arabalardan destek bekledik öyle alışmışız triatlonlardan:) Arabalar “Hay Allah neden koşuyor acaba bunlar” der gibi bakan gözlerle, “sizin yüzünüzden bir şerit kapandı” edasıyla geçiyordu yanımızdan. Çoşkulu bir seyir için çok mu erkendi vakit? Pazar günü rehaveti mi vardı üzerlerinde? Cumartesi kötü mü geçti? Tamam peki her ne olduysa geçmiş olsun dedim koşarken..Finishi göğüslerken yorulmaktan çok acıkmışım ki çikolatalı sütüm ilaç oldu, teşekkürler destekçim:) Organizasyonun sağladığı yarış sonrası kumanya da gayet yerinde oldu, teşekkür etmeden geçmeyeyim…
 
Benim yarış boyunca arayıp bulamadığım coşku Cumhuriyet Meydanında saklıymış meğer, törende kendini gösterdi …Avaz avaz İstiklal Marşı ile başlayıp çeşitli gösteriler ile devam eden, şenlik havasında bir tören oldu. Fazla kalamadık biz, ama o ruhu doyasıya yaşadık…görev tamamlanmıştı, yol uzundu, eve dönme zamanı gelmişti …Ertesi gün aldığım haberle yaş grubumda 4. olduğumu bir de minik ödül kazandığımı öğrendim ki değmeyin keyfime…Bu yarış heyecanla beklediğim 22 Eylül Kuşadası Triatlonu koşu etabına bir hazırlık oldu mu, bence oldu:) Triatlonun büyüsü öyle farklı ki yerine bir şey koyamıyormuş insan, hep söylerlerdi de   tatmayınca bilinmez… ben şimdi şimdi inanıyorum…
 
Dönüş yolunda Manisaspor Kebapçısına uğrayıp Manisa kebabı yemeden olmazdı, olmadı da..Lezzet 10 numara, hizmet kusursuz, her yer tertemiz, biraz suratlar asıktı ama olsun anlıyorum, çok sıcaktı Pazar günü Manisa:)
 
Aklıma gelmişken İzmir deyince de Vedat Didari nin satırlarıyla;
 
“Alıştık birbirimize
 Sen benim başıboşluğuma
 Ben senin sıcağına
 Alıştık İzmir
 Bâki’nin köhne lokantasına
 Duvarları resimli Alay Restoran’a
 Norveçli’ye, Lolita’ya, Bal Kutusu’na
 En çok ta Fahri’ye… “
 
diye devam eder ve nefis bir şiirdir, okursanız bana hak vereceksiniz:)
 
Yeter ki istesin insan.. yarım saatte atletizm lisansı da çıkarılır, yüzlerce km yol da yapılır…
 
Sporla ve sağlıcakla kalın…
5942
Kez Okundu
Yazarın Diğer Makaleleri
İsa Tamer ÇELİK
KIVANÇ GALİP ÖVER
TUNÇ MÜSTECAPLIOĞLU
İbrahim OKUMAMIŞ
Giray ERCENK
IŞIK YARGIN
Yrd.Doç.Dr. Nevzat MUTLUTÜRK
Ödeme
  • BAŞKANIMIZIN GENEL KURULDA YAPTIĞI KONUŞMA
  • ITU BASKANI Marisol CASADO'dan MEKTUP
  • ETU BAŞKANI RENATO BERTRANDI’den MEKTUP
YAZARLARIMIZ
BAŞKANDAN
İsa Tamer ÇELİK
KISA LİNKLER
İLETİŞİM
Türkiye Triatlon Federasyon Başkanlığı
Gazi Mustafa Kemal Bulvarı N:31 K:5 D:10
Maltepe/ANKARA
Tel   : + 90 312 309 25 70
Faks : + 90 312 309 25 77